Embed

YANLIŞ ANLAŞILAN BİR HADÎS

 

YANLIŞ ANLAŞILAN

BİR HADÎS

 

Dr. Seyfi Say

  

Bilindiği gibi, Peygamber Efendimiz s.a.s., “Din, nasihattir” (ed-Dînü en-nasîhatü) buyurmuş bulunmaktadır.

Nasihat kelimesi Türkçe’ye (daha doğrusu Osmanlıca’ya) öğüt anlamında geçmiş bulunduğu için, birçoklarının söz konusu hadîsi, “Din, öğüttür” ya da “Din, öğüt vermektir” şeklinde anladığı görülmektedir. (Bu noktada, âyetler söz konusu olduğunda tefsirlere, hadîsler için de şerhlere bakmanın lüzumu ortaya çıkmaktadır.)

Burada nasihat, öğüt değil, “samimiyet, ihlas ve hayırhahlık” anlamına gelmektedir.

Peygamber Efendimiz s.a.s., “Din, nasihattir” buyurduğunda ashab, “Kim için nasihat?” diye sormuşlardı. Cevaben, “Allah için, Kitabı için, Rasulü için, Müslümanlar’ın emirleri için ve onların geneli için” buyurulmuştur.

Doğal olarak, Allahu Teala’ya, Allah’ın kitabına ve Allah’ın Rasulü’ne öğüt vermek düşünülemez.

Burada, “İnsanlara Allah için, Allah’ın Rasulü için ve Müslümanlar’ın umumu için öğüt vermenin” söz konusu edildiği de öne sürülemez. Çünkü, bu durumda sadece “Allah için” kaydının konulması gerekirdi. Aksi, ihlassızlık ve şirk olurdu. İhlas, ameli sadece Allah için yapmaktır.

Nasîhat kelimesi, tevbe-i nasuh tabirindeki “nasuh” kelimesiyle aynı kökten gelmektedir. Bu, “içten, ihlaslı ve samimi” tevbe demektir.

Prof. Dr. İbrahim Canan, söz konusu hadîsi şerh ederken, en-Nihaye’de “nush”un (nasihatin) hulus, yani halis, katışıksız ve saf olma anlamına geldiğinin belirtildiğini aktarmaktadır. Hulus ile ihlas, aynı kökten gelen kelimelerdir. (Bkz. İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, C. 16, s. 33-35.)

Bütün bunlardan dolayı, ulema genellikle söz konusu hadîsi, “Din, samimiyettir” ya da “Din, hayırhahlıktır” şeklinde tercüme etmiş bulunmaktadır. Mesela Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Riyazü’s-Salihîn” tercümesinde “hayırhahlık” kelimesi kullanılmış durumdadır.

Arapça’da öğüt anlamında genellikle mev’ıza (vaaz) kelimesi kullanılmaktadır.

Bütün bunlardan hareketle, dinin, Allahu Teala’ya yürekten iman etmek, şirke düşmemek için azamî dikkati göstermek, Allah'ın kitabını samimi bir şekilde benimsemek (istismar etmemek, bazı ayetleri öne çıkarıp bir kısmını gözlerden kaçırma girişiminden uzak durmak), Rasulullah s.a.s.’in sünneti konusunda samimi olup bidatlere meyletmemek, Müslümanlar’ın emirlerinin ve genelinin (bütününün) iyiliğini istemek (hayırhahlık) olduğu söylenebilir. (Aklı başında bir müslüman, imanın ve İslam’ın şartlarını eksiksiz kabul eden müslümanları, sırf kendisi gibi türbecilik bidatini baş tacı etmiyor diye, Haçlılar’la aynı kefeye koymaz. Bir yandan böyle davranırken diğer yandan “Din, nasihattir” edebiyatı yapma garabetini de sergilemez.)

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği paylaşın!